Kayıtlar

bağlanma etiketine sahip yayınlar gösteriliyor
Resim
                                        YOKSA EŞİNİZ SİZİ KISKANMIYOR MU? Kıskançlık bireyin değer verdiği kişiye karşı hissettiği başkalarıyla paylaşamama durumudur.Çoğu kez aşırı sevgi ile özdeştirilmiş olarak düşünülse de aslına inildiğinde; yoğunluğu bireye göre değişen bir kaybetme korkusudur.Kaybetme korkusunu  yoğun olarak yasayan kişinin kıskançlığı artar.Kıskançlık her insanda varolabilecek,dozunda yaşandığı zaman normal olan bir durumdur.Ancak hissiyatı negatiftir.Dolayısıyla birçok insan kıskançlığını gizleme ihtiyacı hisseder.Fakat ifade edemediğimiz duygu birikimi başka nedenlerle ortaya çıkıp,incir çekirdeğini doldurmayacak olaylarla ilişkilerde sorun yaratmaya devam eder.İkili ilişkilerde yaşanan kıskançlık kişilerarası sorunlardan da kaynaklanabileceği gibi kişinin kendine olan güvensizliğinin ve kaygılarının da sonucu olarak ortaya çıkmış olabilir.Kıska...
Resim
                                      Daha önce yazdığım yazılarımda da değindiğim gibi bir konuda yetersiz olmakla değersiz olmak aynı anlama gelmez.Yetersizlik duygusu olumsuz olarak görüldüğü zaman özgüven eksikliği yaratır.“Yetersiz hissediyorum'' dediğimiz her konu aslında kendimizi geliştirmemiz için bir fırsat olarak düşünülmelidir.Bu durum ise ancak kişinin kendisini eksisiyle ve artısıyla kabullendiği zaman gerçekleşebilir.Böyle bir yaklaşımla yaklaşan insan eksikliği nedeniyle utanmak yerine bunu kabullenip,çözmek için çözüm yolları arar.Bu durum da kişi ilgisini özsaygısından çok çözüme yöneltir.Çözüm üretilen,kabullenmeye geçilen her süreç kişinin hayat konforunu arttırır,kendisini çok daha iyi hissetmesini sağlar.Karşılaştıgımız durumlarla ilgili kendimize adil yaklaşmalı ve objektif bir süreç izlemeliyiz.Suçlamadan,kendimize güvenerek atmamız gereken adımları atmalıyız.Bu...
Resim
•   Hayatının her alanında mükemmeliyeti arar. •  Kendi ni  sürekli eleştirir, olumlu taraflarını asla görmez.Olumsuz tarafı büyütür.  Bazı küçük başarısızlıklarını tüm hayatına yayar ve geneller. •  Kedine karşı hiç hoşgörüsü yoktur. •  Sürekli olumsuzluğa  odaklanır.İç   dünyasında hissettiği olumsuzluğu dışa yansıtma eğilimindedir. •  Hayal kırıklığı ve başarısız olma korkusunu yoğun yaşar. •  İlişkilerinde tutarsızdır. • K aygısı yüksek olduğu için hedef koymaktan korkar. •  Sahip olduklarına değil, olmadıklarına odaklanır. •  Pişmanlık ve çaresizlik duyguları fazladır. •  Kendini sürekli başkalarıyla kıyaslar, diğerlerini kendinden daha üstün görür. •  Sahip olduğu yetenekleri küçümser, her şeyi bilmesi gerektiğine inanır. •  Karşı cinsle ilişkilerinde; istenmeme, beğenilmeme, reddedilme kaygıları yüksektir. •  Eksik bir ruh hali içerisindedir

İLİŞKİLERİNİZDE YETERSİZLİK Mİ DEĞERSİZLİK Mİ HİSSEDİYORSUNUZ?

Resim
YETERSİZLİK VE DEĞERSİZLİK DUYGUSU BİZİM GENELDE KARIŞTIRDIĞIMIZ İKİ AYRI DUYGUDUR.İNSANLAR YETERSİZ OLDUKLARINDA DEĞERSİZ OLDUKLARINI DÜŞÜNÜRLER.BU DA KİŞİNİN YETERSİZ OLDUGU HER DURUM İÇİN KENDİNİ ÖZGÜVENSİZ HİSSETMESİNE NEDEN OLUR.OYSAKİ YETERSİZLİK DUYGUSU BİZİ HAREKETE GECİREN DUYGUMUZDUR VE YASAMIMIZ BOYUNCA HEP VAROLACAKTIR.ÇÜNKÜ KUSURSUZ İNSAN YOKTUR VE KİŞİNİN KENDİSİNİ GELİŞTİRMESİ İÇİN BU DUYGUYU YAŞAMAYA İHTİYACI VARDIR. DEĞERLİ HİSSETMEK İSE ÖZSAYGI İÇİN GEREKLİ OLAN DUYGUMUZDUR.KİŞİ ANCAK KENDİNİ DEGERLİ HİSSEDERSE İLİSKİLERİNDE DEGER GÖREBİLİR VE DEGER VEREBİLİR.BİREY OLARAK HİSSEDİP KALİTELİ İLİŞKİLER KURABİLMEMİZ İÇİN DEĞERLİ HİSSETMEYE İHTİYAÇ DUYARIZ.DEĞERSİZ HİSSETTİGİMİZ ZAMAN YETERSİZLİK DUYGUSUNDA HİSSETTİGİMİZ GİBİ MOTİVE OLUP İLERLEYEMEYİZ.BU DUYGU BİZİ DİGER KİŞİLERDEN DAHA AŞAGIDA HİSSETTİRİR. BU İKİ DUYGUNUN ARASINDAKİ FARKI BİLMEMİZ BAKIŞ AÇIMIZI DEGİŞTİRMEMİZ AÇISINDAN ÖNEMLİDİR.YETERSİZ HİSSETTİGİMİZ HER ANIN FARKINA VARMAMIZ DAHA ÇOK MOTİVE OLUP İLE...
Resim
Niçin güvensiz bağlanmaya mecbur kaldık?Neden içimizde bizi rahatsız eden bir boşluk hissi yaşıyoruz?Kişiyi bağlanmaya iten en önemli sebep ruhen tatminsizliktir.Hayata ilk bağlılık anneyle başlar.Eğer anneyle yeterli fizyolojik ya da psikolojik bağlılık sağlanmazsa;yaşanılamayan bu duygu boşluk halini alır ve bağımlılıkla doldurulmaya çalışılır.Sürekli kişi içinde doldurulamayan kocaman bir boşluk duygusu hisseder ve sürekli doldurmak için yol arar. Günümüzde içinde “güven” barındırmayan ilişkiler kuran çok sayıda insan var.Temeli güvensiz bağlanma.Bu ilişki iki kişi arasında kurulan bağa,korkunun bulaştığı bir ilişki şeklidir. Sağlıklı,güvenli bağlanmadaki ana fikir ise; iki kişinin birlikte olduğunda birbirlerinin fiziksel ve duygusal dengelerini düzenlemeleridir.Birbirlerini iyi hissettirmeleridir.Sorunları çözüm gücüne sahip olmalarıdır ve korkunun bulaşmadığı bir ilişki kurmayı başarabilmeleridir. Bağlanma şekilleri; bireylerin yaşamları boyunca, benlik algılarında,eş se...
Resim
Araştırmalar yetişkinlik dönemimizde, çocukluğumuzdakine paralel üç ana “ BAĞLANMA ” stili olduğunu ortaya koyar,bunlar; GÜVENLİ , KAYGILI ve KAÇINGAN olarak ifade edilir ve basitçe; Güvenli insanlar yakınlık konusunda rahattır, çoğunlukla sevecen ve sevgi doludur. Kaygılı insanlar yakınlık ihtiyacındadır, kafaları çoğunlukla ilişkileriyle meşguldür ve partnerinin sevgisine karşılık verip veremeyeceği konusunda endişe duyma eğilimindedir. Kaçıngan insanlar yakınlığı özgürlüğün kaybedilmesiyle eş tutar ve sürekli asgari düzeyde tutma çabasındadır GÜVENLİ BAĞLANMA ; İ lişki biçimine sahip olan kişi bağlandıkları kişilerin tehdit anında etkili ve güvenilir olacağı inancına göre davranış sergiler.Son yıllarda yapılan araştırmalara göre toplumun yaklaşık %55’inde bu tür bağlanma biçimi görülmüştür.Güvenli bağlanma stiline sahip kişiler ilişkilerinde ruhsal ve duygusal olarak daha yüksek bir duygu doyumuna ulaşabilirler.Bu tarz bağlanma stiline sahip bireyler diğer bağlanma stilin...

PEKİ SİZİN SEVDİĞİNİZE BAĞLANMA ŞEKLİNİZ HANGİSİ?

Resim
Bağlanma teorisinin kuramcısı John Bowlby, bir bebeğin birincil bakım veren kişiye/annesine arzu ettiği yakınlığı kurması ve devam ettirmesi için gösterdiği her tür davranışı BAĞLANMA DAVRANIŞI olarak açıklar ve bağlanma davranışlarının gelişimsel açıdan bebeğin kendini tehlikelerden korumayı hedeflediğini öne sürer. Anne;bebeğinin bu sinyallerine duyarlı olup yanıtladığı zaman, bebek annesini güvenilir bir liman olarak algılar, böylelikle başkalarına da güvenebilmeyi öğrenir ve çevreyi keşfetmeye yönelebilir. Ancak, bu süreçte bir sıkıntı oldugunda,yani anne;bebeğinin sinyallerini tutarlı bir biçimde yanıtlayamadığı zaman , bebek annesiyle güvenli bir bağ geliştiremez . BU DURUM ONUN BİR ÖMÜR SÜRECEK BAGLANMA TARZINI ORTAYA ÇIKARIR . Destek alamayan bebek kendisini güvende hissetmez. Bu sebeple, güvenli bağlanma geliştiremeyen bebekler dünyayı tehlikeli, beklenmeyen tehditlerle dolu bir yer olarak algılarlar. BAĞLANMA TİPLERİ … Mary Ainsworth ve arkadaşları tarafından ilk ol...

SEVDİKLERİNİZ SİZE BAĞLI MI ?

Resim
Hepimiz doğustan itibaren gelen DUYGUSAL BİR BAĞLANMA SİSTEMİ ile dünyaya geliriz. bu sistem ömür boyu çevremizdekilerle bağ,iletişim kurmamızı saglar. Bağlanmak ve yakınlık kurmak doğuştan gelen hayatta kalma içgüdümüzdür. böylelikle kendimizi daha rahat hissederiz ve güvenlik hislerimizi yeniden kazanırız.   İnsan ilişkilerini hepimiz ilk ilişkilerimizden ögreniriz yani anne,bakımımızı yapan kişilerden. ideal olarak bu kişiler çocukların güvenliğini ve korunmasını sağlarlar, çocuklar da gerekli ihtiyaçları karşılandığı için onlara güvenmeyi öğrenirler. Bunun sonucunda da, çocuklar anne veya bakımını yapan kişilerle güvenli bir duygusal temele sahip bağ kurarlar. Sonrasında çocuklar, annelerinin, bakımını yapan kişilerin onların güvenliğini sağlayacağını bilerek güven içinde dünyayı keşfederler. burada öğrendiğimiz bağlanma şeklimiz daha sonraki yetişkin hayatımızda bakımımızı sağlayan kişilerin yerine gecen kişilerle kuracağımız ilişkiyi de belirler .yani;...